İçeriğe geç

Me&Myself

Merhaba; Farsça ‘benden size zarar gelmez’ demekmiş : )

Bazen dış dünya ile ilgilenmek beni fazlasıyla yorar. Bende dönem dönem inzivaya çekilirim. İnstagramda alarm bölümünü 1 saate ayarlamıştım ve alarm karşıma çıkmaya başlayınca korktum.Günlük 1 saat büyük vakit kaybıdır. Belki kafamızı dağıtıcak komik videolar izliyoruz, belki modayı takip ediyoruz, arkadaşlarımızın neyaptıklarına bakıyoruz, ünlüler ve magazine bakıyoruz (eskiden takip etmek rahatlatıcı gelirdi).  Düşündüğümde bunların hepsinin beynimi uyuşturduğunu farkettim. Faydasız işleri bırakmayı er geç öğrenicektim. Ama twitterdan vazgeçemiyorum.En fazla bir gün bakmadan durabiliyorum. Burda size twitterı güzellemek istemezdim ama bütün gündem orda dönüyor.İçinden çıkılmaz bir kara kuyu gibi 😀 Youtube hesabı olmadan gezinen insanlarada hayranım. Abone olduğum kanallardan bildirim gelince, yolda olsam dahi internete kıyıp izlemeye başlıyorum. 35 civarı kanala aboneyim ve bazılarını önermek isterim ;

  • Ozan Kurtbay; Astroloji, kendisinin yorumları harikadır.
  • Sebep Sonuç?; Müthiş donanımlı konuklar geliyor ve bilmediğimiz gerçekleri tartışıyorlar.
  • Daire; İnsanların şahane dairelerine konuk oluyorlar ve nasıl yaptıklarını anlatıyorlar.
  • Gerçeği Yakala; Bilinçaltı, okült konular, spritüel bilgiler hepsi burada tartışılıyor.
  • TLC Türkiye; Temizlik Avcıları’nın bölümlerini asla kaçırmam 😀

Bu inziva dönemimde arkadaşlarla görüşmeye biraz ara verdim.Zaten bilirsiniz ki insanın hayatı boyunca birkaç dostu vardır. Onların dışında zaman zaman hayatımıza girip bize birşeyler gösteren ve giden kısa dönemli ilişkileri vardır. İnsanın odağını dış dünyadan çekip, içe yöneltmesi gerekir. Yoksa kaybolup gidersiniz.

Bu dönemde çalışmadığım için ekonomik durumumun iyi olmaması sebebiyle bazı değişiklikler oldu. Şaraba ara verdim 😀 Bu ilk zamanlar beni üzsede şimdilerde aramadığımı farkettim. Temizlik yapmaya bolca vaktim oldu ve birde baktım ki hep aynı kıyafetler üzerinde dönüp duran giyim alışkanlığım oluşmuş. Zaten çok alışveriş yapan biri değildim ama giymediğim ne kadar çok kıyafetim olduğunu farkettim. Unutmayın ki  kullanılmayan tüm eşyalar akıştaki enerjiyi durdurur.Buna inanın veya inanmayın bu beni hiç ilgilendirmiyor. Bloga yazmadığım süreçte baktım ki tıklanma hitim yerlerde fakat ara ara girip kontrol eden 30 kişilik bir kitlem var 😀 Post görmeyince uğradığınız hayal kırıklığı için sizlerden özür dilerim. İstikrarsız göründüğümün farkındayım. Bazen insan yazmak istemez.Hevesi heran kırılabilir.Sonuçta ben bu bloğu kendi içsel tatminim için açtım.

Borusan/Emirgan
Belgrad Ormanı

Kendimi biraz doğaya atma kararı verdim. En en geçmişteki atalarımız doğayla iç içe yaşarken bizler kendimizi dört duvar arasına sıkıştırmaya çok meraklıyız. Hele gençlik evlerde toplaşıp bişeyler izlemeye ve içmeye bayılıyorlar. Bununda keyifli olmadığını söyleyemem ama ruhumuzu dinlersek bizi doğal ortamlara çekecektir. En yakınımda boğaz ve sahil var.Yürüyüşümü burda yaparım. Fırsat oldukça belgrad ormanına giderim ve yürüyüş parkurunu bitiririm.Bu arada Marmaris’e gittim. Cennet orasıdır. Mağaranın akustiğini çığıra çığıra deneyimledim. Şelalenin buz gibi suyuna kendimi atamadım ama dinginliği hissettim. Oraya taşınmak isterdim belki ama İstanbul’u nasıl bırakabilirim ? Belkide bırakırım belli olmaz.Bu arada kendime bir TK kartı aldım eski uçuşlarımıda kaydettirdim.Bu bir başlangıçtır.

Marmaris
Dünyaya Köklenmek ..

Geri döndüğümde buranın ne kadar kalabalık olduğunu anladım. Papağanım jackup yine beni özlememiş. Ben yokken annemin ona marul verdiğini gördüm. Onun iyi niyetini anlıyorum ama ‘üzgünüm anne bu bir cehalettir’. Kuşların herşeyi yediğini zannetme fikri nereden geliyor? Evet yerler ama sonra ishal olurlar. İshal olduğunda ne hissettiğini bilmiyoruz sonuçta.Ve mideleri bizim gibi asidik olmadığı için herşeyi öğütemedikleride olur. Sonuç olarak; eğer dünyanın büyük dertlerini çözümleyemiyorsak,beynimiz bizi böyle küçük şeyleri büyütmeye iter. Yada ruhumuzu eğitmeye, kabımızı büyütmeye,olduğumuz en iyi hale bürünmeye çabalıyorsak böyle naifleşiriz işte. Ne alaka mı ? ‘Çok alaka ama sen anlamazsın’ derdim eskiden ama bu kibirdir. Bilgin arttıkça, sinapsların birbirine dokundukça bazı idraklar oluşur. Bu sende henüz oluşmadığı için seni kınamak haddim değil. Ama insanların anlamlandıramadığı şeylere ‘ne alaka?’ demesi beni çıldırtıyor.Evet onca kişisel gelişim kitabı okuyup hala birşeylere çıldırabiliyorum.

Aptallar tarafından saygı görmek için, onların görüşlerine ve beklentilerine göre davranmalısın. Bu hasta insanlık tarafından saygı görmek için onlardan daha hasta olmalısın. O zaman sana saygı gösterecekler. Ama ne kazanacaksın? Hiçbir şey kazanamayacaksın. Aksine ruhunu kaybedeceksin.

OSHO

 Kullanılmayan ne varsa çöpe attım. Keşke bize zarar veren anılarıda çöpe atabilsek. Eğer sende bunu istiyorsan işte yazımın sana öğretisi olan kısmına geldim. Çektiğimiz acılar aslında bize yol gösteren birer araçlardır. Bu acılar aslında heran olacak olan bir mucizenin tabelalarıdır. Ama onları iyi ele almamız gerekiyor. Çünkü tekrar deneyimlemek zorunda kalacağın bir yolculuk olacak.Ama bu sefer, o anki savunmasız sen yerine şimdiki bilinçli halini koyman gerekecek. Şimdiki bilinçli halin yeteri kadar güçlü ve yetişkin mi ? Peki bir spirali takip eder gibi sarmalları geçerken çocukluğuna kadar indiğinde o sert acıya hazır mısın? Sen bunları düşünürken çokda kafanı karıştırmak istemem. Çünkü benimkide yeteri kadar karışık. Kimsenin öğretmeni değilim. Ama deneyim ve tecrübelerimi aktarıp birilerine bir nebze fayda olmak beni mutlu eder. Bir sonraki yazımda bunları derinlemesine konuşacağız.

İrem&Me&Myself

Tarih:Benden

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: